Haberler

Kim olduğu ve nerede yaşadığı bilinmeyen bir kişi (Fuat Avni) ile ABD'de yaşayan bir eski istihbaratçının (Mehmet Eymür) iftira niteliğindeki yazılarına ve bu yazıları dayanak yapan bir kısım medya haberlerine itibar ederek SADAT A.Ş. internet sitesindeki yirminin üzerindeki eğitim konularından bazılarını seçerek kuşkuya düşen Sayın Fikri Sağlar, basında yer aldığı şekli ile  Sayın Başbakan tarafından cevaplandırılma talepli, SADAT ve Kurucusu Em. General Adnan Tanrıverdi hakkında altı konuyu içeren soru önergesini TBMM Başkanlığına vermiştir.

Sayın Sağların sorularının cevabına geçmeden önce, SADAT A. Ş.'yi gündeme taşıyan kişiler hakkında kısa bilgi aktarılması uygun olacaktır.

Mehmet Eymür, Milli İstihbarat Teşkilâtımızda (MİT) daire başkanlıklarına kadar yükselmiş ve bu kurumumuzda 27 yıl hizmet vermiş bir şahıstır. Son görev olarak gönderildiği Washington'dan çağırıldığı halde ülkeye dönmeyince MİT ile ilişiği kesilmiştir. Halen ABD'de ikamet etmektedir.

BASINDA ÇIKAN KARALAMA HABERLERİ HAKKINDA KAMUOYUNA AÇIKLAMA

Son günlerde basında ve sosyal medya sitelerinde Şirketimizi karalayıcı yayınlar yapıldığı görülmektedir. Daha önce iftira olduğunu defaatle açıklamış olduğumuz konular çamur at izi kalsın mantığı ile tekrar tekrar gündeme getirilmektedir. Yargıya taşıdığımız bu iddiaların sahipleri çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.

SADAT A.Ş.; köklü geleneğe sahip olan silahlı kuvvetlerin desteğine ihtiyaç duyan İslâm Coğrafyasındaki Ülkelere Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olmuş yetenekli ve milli-manevi duyarlığa sahip askerleri organize ederek,  Devletimizin kontrolünde ve Dış politikasına uygun alanlarda, bu ülkelerin ihtiyacına cevap verme vecibesinden neşet bulmuştur.

Bu gün, İslâm Coğrafyasını dizayn etmek isteyen küresel güçlerden sadece ABD'nin, emekli askerlerden oluşmuş, 70  Savunma Danışmanlık şirketi üçer beşer adet İslâm Ülkelerinde ABD menfaatlerine uygun faaliyet göstermektedirler. SADAT A.Ş.'nin amacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetişemediği İslam Ülkelerini de bu şirketlerin tasallutundan kurtarmaktır.

Basında yer alan haberlere göre "Kırıkkale MKEK Silah Fabrikası müdürü devlete ait sırları" satarak casusluk yaptığı iddiası ile tutuklanmıştır. Tutuklanan fabrika müdürü Mustafa Tanrıverdi'nin SADAT A.Ş. veya yöneticileri ile hiç bir ilgisi ve irtibatı olmayıp sadece soyadı benzerliği olduğunu kamuoyuna duyururuz.

Alınan bilgiye göre, 1 Nisan'da gelen, "MKE Silah Fabrikası'ndan devlete ait sırların satılmak istendiği" yönündeki bir ihbarı değerlendiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatarak, takibinin yapılması için dosyayı Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderdi. 
İhbarda Fabrika Müdürü Mustafa Tanrıverdi'nin para karşılığında 2 silaha ait çizim ve üretim planlarını ABD'li bir silah fabrikasına satacağı bilgisini değerlendiren ekipler, Tanrıverdi'yi yakın takibe aldı.
Sulh Ceza Hakimliğinden alınan teknik araçla izleme kararının ardından Tanrıverdi'nin makam odası ile evi 24 saat takibe alındı. Tanrıverdi'nin alışverişi Söğütözü'nde bir lokantada gerçekleştireceğinin öğrenilmesinin ardından, söz konusu lokantada buluşmanın gerçekleşeceği özel salona da dinleme ve görüntüleme cihazları yerleştirildi.
Söz konusu yere makam aracıyla gelen Tanrıverdi'nin alışverişi bitirmesini bekleyen ekipler, lokanta çıkışında fabrika müdürünü gözaltına aldı.

1.     PKK DIŞ TEHDİTTİR

Bir kısım silahlı unsurlar, başka bir ülkede teşkilâtlandırılıyor, eğitiliyor, donatılıyor, silahlandırılıyor, sınırlarımızdan içeri gayri meşru yollardan sokuluyor, devletin meşru düzenine karşı silahlı eylemlere girişiyor ve bütün bu faaliyetler yabancı ülkenin topraklarında üslenmiş kadrolar tarafından yönetiliyorsa, bu açıkça kökü dışarıda bir asimetrik savaş uygulamasıdır.

Türkiye, Güneydoğu sınırlarımızın dışında üslenmiş, uluslar arası güçlerin desteklediği bir terör örgütü ile sınırlarımızın içinde ve dışında asimetrik (Gayri Nizamî) bir savaşın tarafıdır. 

Aşağıda yer alan Yusuf Çağlayan'a ait makale 12 Eylül 2014 tarihinde Yeni Asya gazetesinde yayınlanmıştır. 

İslâm dünyasının ortak bir savunma sistemi bulunmuyor. Ülkeler bazındaki savunma sistemleri ise, Avrupa ve ABD merkezli yetmiş kadar şirket tarafından yapılandırılıyor, eğitiliyor ve teçhiz ediliyor. Dolayısıyla, İslâm ülkelerinin yerli ve öz kaynaklara dayanan bir savunma stratejileri, sanayileri ve kurumları bulunmuyor. Avrupalı ve ABD'li şirketlerin organize ettiği ve tamamen bu şirketlerin teknik denetimi altında bulunan bir savunma sisteminin, Avrupa ve ABD'nin siyasî, sosyolojik ve askerî stratejilerinden bağımsız olması düşünülebilir mi?

Similar Topics

Ürünlerimiz ve Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için tıklayınız.

Whatsapp İletişim Hattı